Deniz Özlem Ve Şafak

‘Zülfü Talû’ya:
-Hani na’at, diyordun ya!’

Dayanılmaz bir özlemin dalgaları
Alır beni yedeğinde sürükler
Götürür hicret öncesi zamanlara
Merhaba sana kutlu güzellik
Sahillerimde eğlenen altın ışık
Hoşgeldin yüreğimdeki ufuklara

Gölgeme karışan zehire yenildim
Engin denizlere doğru yürürken
Kurşunî burgaçlara döndü sevdam
Öğüttü olayları zaman değirmeni
Çeliğime su verdi terinden sevgili
Alevden damlalarıyla sevdim gönendim

Gel özlemin kayalarına çarpan cansu
Şu kandan ve balçıktan kurtar beni
Işıkların en sessiz anında yıka gövdemi
Dudağının tuzundan tadayım kana kana
Hep seni düşledim İsa’dan bu yana
Sahillerine demir atan sevdalın olayım

Gel yıka özümü köpüren dalgalarında
Sevdamı denetleyen açık deniz ol bana
Koyma beni zâlim karanlıkların ağına
Kurtar Hasan’ı özlemin derin sularından
Gel içimdeki deniz kızına can ver artık
Dönüşünü bekliyorum bir Medine şafağında..